Aydın Bozdoğan Haydere Köyü

 



Aydın Bozdoğan  Haydere Köyü

Haydere yerleşimi, adını dilbilimsel açıdan iki temel kaynaktan almaktadır. Sözcük, Arapça "aslan" manasına gelen ve Hz. Ali’nin unvanı olarak bilinen "Haydar" ismi ile Farsça vadi/akarsu yatağı anlamına gelen "dere" kelimesinin birleşimine dayanmaktadır. Bunun yanında yerel hafızada iz bırakan "Haydar Baba" yahut "Haydar Dede" adlı veli/eren şahsiyetine izafeten teşekkül ettiği ve zamanla halk ağzında Haydere şekline dönüştüğü de anlaşılmaktadır. 1467 yılına tarihlenen Fatih Sultan Mehmet Devri Aydın İli Mufassal Defterinde köyün ismi Haydara olarak geçmektedir.

Osmanlı dönemi tahrir kütüklerinde ve XIX. yüzyıl Aydın Sancağı Bozdoğan Kazası vesikalarında doğrudan Haydere veya Haydarlı (Haydarlu) Cemaati iskân sahası olarak kaydedilen köy, çevresindeki antik kalıntılara (Körteke vb.) rağmen, tescilli en eski onomastik kimliğini Türk iskânıyla kazanmıştır.

Büyük Menderes Havzası'nın güney kesiminde, Akçay (tarihsel adıyla Aksu veya Arpa Çayı) vadisinin çizdiği kavis boyunca, Madranbaba Dağı (1792 m) ile Karıncalı Dağı (1699 m) arasındaki yükseltilerin eteklerinde konumlanmıştır. Madran Dağı’nın doğu yamaçlarındaki bu konuşlanma, köyü vadi tabanındaki taşkınlardan korurken tarihi Bozdoğan-Karacasu-Muğla iç ulaşım güzergâhını yüksekten denetleme imkânı tanımıştır. Yerleşimin jeolojik sağlamlığı çağdaş dönemde de tescillenmiş; 05.08.1982 tarihli Bakanlar Kurulu afet kaydına göre komşu Dümen köyü Kuzbağlar mahallesindeki heyelan sonrasında afetzedelerin Haydere sınırları içerisindeki Dip Anbar mevkiine nakledilmeleri kararlaştırılmıştır.

Antik Çağdan Türk Hâkimiyetine Tarihsel Süreç İlk Çağda Karia ile Lydia sınırları ve Afrodisias kültür bölgesi hinterlandında kalan arazi, Bargasa (Piginda) antik kenti ve Körteke Kalesi gibi müstahkem hatlarla çevrilidir. Bölge, Büyük Menderes havzasına hâkim yapısıyla askerî karakol ve tarımsal üretim sahası işlevi görmüştür. Bizans idaresi, Türkmen akınlarına karşı söz konusu kaleler ve gözetleme kuleleriyle savunma hatları kurmuş; XI. ve XII. yüzyıllarda Selçuklular ile Bizans arasında yoğun çatışmalara sahne olmuştur. 1071 sonrasında bölgeye ulaşan ilk Türk akınlarının ardından XIII. yüzyılda Madran Dağı eteklerine yerleşen göçebe Türkmenler askerî güç olarak istihdam edilmiş; inşa edilen sarnıç ve köprülerle bölge iskân edilmiştir. 

1280 civarında Menteşeoğulları, 1308’de kesin olarak Aydınoğulları Beyliği egemenliğine geçen Haydere, sipahi ve yaylak merkezi hüviyeti kazanmıştır. 1390 yılında Yıldırım Bayezid devrinde Osmanlı sınırlarına dahil edilen, Ankara Savaşı sonrası kısa bir beylik fasılasının ardından II. Murad döneminde (1426) kesin olarak Osmanlı idaresine bağlanan köy, Aydın Sancağı Bozdoğan Kazası'na mülhak kılınmıştır.

Köyün omurgasını Oğuzların Bozok koluna mensup Bozdoğan Türkmenleri (Bozdoğan Yörükleri / Yörükan-ı Bozdoğan) ile Aydınoğlu/Menteşe Türkmen obaları meydana getirmektedir. Faruk Sümer ve Alparslan Demir’in tetkiklerine paralel şekilde; XIV. yüzyıldan itibaren Kuzey Suriye, Karamanoğulları, İçel (Silifke, Gülnar) ve Çukurova (Kadirli, Sis, Yüreğir) sahasından Batı Anadolu'ya intikal eden Bozdoğan kütlesi bölgede kendi adıyla anılan kazayı ve köyleri kurmuştur. 

Yörükân Tahrir Defterleri (MAD.d 16126, MAD.d 23294, TKG.KK.THR.Cd.7-2167), Bozdoğan Yörüklerinin Madran Dağı yaylakları ile Akçay-Çukurova kışlakları arasındaki göç hareketlerini belgelemektedir. Bölgede ayrıca Üçok kolundan Eymür/Eymirlü, Çavuldur boyları ile Çulluyan cemaati (Çulluyan Koca Hasanlu, Çulluyan-ı Elekçi) ve Koyunlu, İlyaslu, İğdir teşekkülleri yer almıştır. Osmanlı idaresi, XVI. ve XVII. yüzyıllarda asayiş ve vergi intizamı doğrultusunda konargöçer unsurları tavattun politikasıyla Haydere gibi su kaynakları zengin alanlara yerleştirmiş; kimi gruplar ise siyasi dengeler gereği Balkanlar'a sevk edilmiştir.

1478 Tahriri (BOA TD 8): Haydere’de 87 hane ve 25 mücerred olmak üzere toplam 112 vergi mükellefi nefer kaydedilmiştir [347201.pdf]. Köy; Sidere (133 nefer) ve Bozdoğan merkezinin (122 nefer) ardından kazanın en büyük 3. yerleşimidir. Toprak tasarrufunda 33 çift, 5 nimçift ve 29 bennak yer alırken, köyde 431 dönümlük geniş bir çiftlik tescil edilmiş ve toplam vergi hasılatı 21.648 akçe olarak belirlenmiştir.

1529 Tahriri (BOA TD 148): Köy nüfusu 77 hane ve 23 mücerred ile 104 nefere gerilemiştir. Çift sayısı 1'e düşerken nimçift sayısı 41'e, bennak 36'ya çıkmış; miras yoluyla arazi bölünmesi belirginleşmiştir. Toplam vergi hasılatı 16.000 akçe olarak gerçekleşmiştir.

1573 Tahriri (KKA TD 144): 42 hane ve 11 mücerred olmak üzere nüfus 53 nefere inmiştir. Haneler 4 çift, 21 nimçift, 17 bennak ve 7 mutak (azatlı) şeklinde dağılmıştır. Tarımsal çeşitlilik ve fiyat değişimleriyle toplam hasılat 29.006 akçeye yükselmiştir.

H. 1260-1261 (M. 1844-1845) Temettüat Defterleri (ML.VRD.TMT.d) kayıtlarında Bozdoğan’ın 13 ana köyünden biri olarak tescillenen yerleşim, modern dönemde de varlığını sürdürmüştür. 

Köy ekonomisi tarih boyunca ziraat, hayvancılık ve zanaata dayanmıştır. Akçay kollarının sağladığı imkânlarla 1573 kütüklerinde köyde 3 adet su değirmeni (asiyab) tescil edilmiştir. 1529'da kovan öşrü 140 akçe, ağıl arazilerinden alınan vergi (tapu-yı zemin der-ağıl) ise 1.250 akçedir. Üretim fazlası, Evliya Çelebi’nin zikrettiği Bozdoğan merkezindeki "Bazarköy" pazarında iktisadi dolaşıma girmiştir.

Haydere, idari ve askerî örgütlenmede ağırlığı bulunan haneleri barındırmıştır. 1478 ve 1529 tahrirlerinde tımarlı sipahi tasarrufunda olan karyede, 1573 defterine göre 12 nefer sipahizadegan tescillidir. Kazanın tamamında bulunan 25 sipahizadegandan 12'sinin Haydere'de toplanması, yerleşimin idari nüfuzunu göstermektedir. Arşiv kütükleri üzerinden takip edilen köklü zümreler şunlardır.

İmamoğulları: 1478 (2 imam), 1529 (1 imam) ve 1573 (1 imam) tahrirlerinde dinî hizmetleri yürüten ailelerdir.

Şeyhoğulları / Hacıoğulları: 1478 tahririnde 4 "şeyh/hacı" kaydıyla yer alan, köyün kuruluşundaki zaviyedar ve derviş-gazi geleneğini temsil eden gruptur.

Sipahizadegan Haneleri: 1573'te kayıtlı 12 nefer olup yerel yönetimi ve mülkiyeti şekillendirmişlerdir.

Mutak Haneleri: 1573 kaydındaki 7 nefer azatlı aile, iktisadi üretime katılan farklı bir toplumsal katmana işaret etmektedir.

Hacı Osman-oğulları (Mehmed oğlu Hacı Osman Ağa Sülalesi): Cevdet Evkaf fonundaki H. 09.01.1184 (M. 1770) tarihli belgede (C..EV.. 492/24897), Mehmed oğlu Hacı Osman Ağa'nın inşa ettiği cami ve medrese vakfının cihet tevcihi yer almaktadır. Köyün dinî ve ilmî teşkilatlanmasını sağlayan bu vakfın yanı sıra köy idari olarak Sultan Ahmed Han Kütüphanesi Vakfı Mukataası ve Haremeyn-i Şerifeyn Evkafı mülhakatı dairesinde yönetilmiştir.

Demirci-oğulları ve Boyacı-oğulları: H. 1178 (M. 1765) tarihli Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgesinde (AE.SMST. 214/16819) kalpazanlık suçlamasıyla zikredilen Demirci Fettah oğlu Mehmed ve firari Boyacı Ahmed kayıtları, köyde maden/demir işleme ve dokuma/boyacılık zanaatlarının varlığını belgelemektedir.

Köy kültürü, Orta Asya göçebe gelenekleri ile İslam tasavvufunun meczedildiği bir yapı sergilemektedir. Madran Dağı efsaneleri, Yörük ağıtları ve Hıdırellez ritüelleri sözlü belleği beslemiştir  Madranbaba Dağı zirvesindeki Madran Baba ile Hıdırbaba Tepesi'ndeki Hıdır Baba, bölgeye gelen ilk Türkmen beylerinin bayraktarları ve erenleri kabul edilmektedir. Meryem Olukbaşı mevkii de bu inanış halkasına dahildir. Geleneksel keçi kılından çadır, çuval ve torba dokumacılığı zanaatı göçebe hayatın bakiyesi olarak sürdürülmüştür. Mimari düzlemde kışlık evlerin haricinde bağ ve bahçelerde üretim mevsiminde barınılan "Bahçe Evleri" güzlek geleneğini yansıtmaktadır.

Millî Mücadele devrinde Madran Dağı ve Akçay havzası, Kuva-yı Milliye direnişinin (Bozdoğan Cephesi) ve zeybek kültürünün askerî harekât sahalarından biri olmuştur. Köy mezarlığı ise taşıdığı özgün mezar taşları ve motifler dolayısıyla Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından "Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilip sit alanı statüsüyle koruma altına alınmıştır. Haydere ağzı, Batı Anadolu / Aydın-Menteşe Türkmen diyalektine bağlı olup arkaik Türkçe kelime hazinesini ve fonetik niteliklerini sürdürmektedir.

Aytaç Bozkuyu

Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog

Kaynakça

1467 (Hicri 872) tarihli Fatih Sultan Mehmet Devri Aydın İli Mufassal Defteri (BOA. MAD 232

BOA (Başbakanlık Osmanlı Arşivi):BOA, TD. nr 8 (1478/H. 896 Tarihli Aydın Sancağı Mufassal Tahrir Defteri).

BOA, TD. nr 148 (1529/H. 935 Tarihli Aydın Sancağı Mufassal Tahrir Defteri).

BOA, TD. nr 270 (1550 Tarihli Aydın Sancağı İskân Defteri).

KKA (Kuyûd-ı Kadîme Arşivi):KKA, TD. nr 144 (1573 Tarihli Aydın Sancağı Mufassal Tahrir Defteri).

Şahbaz, Davut: XVI. Yüzyılda Aydın Sancağına Bağlı Bozdoğan Kazasının Sosyal ve Ekonomik Yapısı, Yüksek Lisans Tezi, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ordu, 2013.

Şahbaz, Davut: "Osmanlı Klasik Döneminde Yerleşme - Nüfus ve Ekonomi: Bozdoğan Kazası Örneği", History Studies, Cilt 5, Sayı 4, 2013, ss. 205-220.Özey, 

Ramazan: "Bozdoğan'ın Beşeri Coğrafyası", Marmara Coğrafya Dergisi, Sayı 15, İstanbul, 2007, ss. 1-36.

Erdem, İlhan: "Aydınoğulları Beyliğinden Osmanlı'ya Geçiş Sürecinde Bozdoğan", Bozdoğan, Cilt I, İzmir, 2010.

Ataman, Rengin: "19. Yüzyıl Ortalarında Bozdoğan Kazası Köylerinin Sosyal ve Ekonomik Durumu", Bozdoğan, Cilt I, İzmir, 2010.

Yorumlar

Popüler Yayınlar