Kadirli Aşağı Bozkuyu Köyü
Aşağı Bozkuyu köyünün yer aldığı Kadirli havzası, insan ayağının toprağa ilk bastığı en eski Çukurova yerleşim alanlarından biridir. Dile kolay, Neolitik Dönem'den (M.Ö. 7000-6000) başlar buradaki hayat. Ardından Son Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç Çağı gelir; insan yerleşimi hiç kesilmeden sürer gider bu bereketli düzlükte. Toprağı biraz eşelediğinizde zamanın katmanları çıkar karşınıza. Osmaniye ili arkeolojik kültür varlıkları envanter çalışmalarına baktığımızda, Kadirli düzlüğündeki höyüklerin toprağında Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Demir Çağı, Hellenistik ve Roma devirlerine ait pişmiş toprak kap parçaları ile antik yerleşim katmanları birer birer belgelenir. Tarih boyunca kimler gelip geçmemiş ki buradan? Kizzuwatna Krallığı, Hitit, Asur, Kilikya, Roma ve Bizans hâkimiyetleri birbiri ardına hüküm sürer bu coğrafyada. Antik dönemde Flavias adıyla anılan Kadirli ilçe merkezi etrafında ve Savrun ile Sumbas çayları havzasında çok sayıda arkeolojik yerleşme kayıtlara geçer. Toprak unutmaz.
Yüzyıllar akar, devirler değişir ve 14. yüzyılın ortalarında Dulkadiroğulları Beyliği'nin kuruluşuyla birlikte bölgeye kitlesel Türkmen yerleşimi başlar. Aşağı Bozkuyu köyünün kurucu nüfusunu da doğrudan Oğuzların Bozok koluna mensup olan ve "Kütük Bozdoğanlı" teşekkülü ile akrabalık bağlarını sürdüren kadim Bozdoğan Türkmenleri oluşturur. Yıllar sonra, 1515 Turnadağ Savaşı ve 1522'de Şehsüvaroğlu Ali Bey'in bertaraf edilmesiyle Kadirli bölgesi Osmanlı egemenliğine girer; idari olarak da Maraş Eyaleti'ne bağlı Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) sancağı üzerinden yönetilir. Osmanlı'nın kayıt düzeni sağlamdır. 16. yüzyıl Mufassal Tahrir Defterlerinde (BOA, TD nr. 168, 402, 450, 998) bölgedeki konargöçer Bozdoğanlı cemaatleri devletin öşür, resm-i çift ve tımar düzeni çerçevesinde vergilendirdiğini açıkça görürüz. Yalnız dürüst olmak gerekirse, elimizdeki not defterinde yer alan Osmanlı dönemi nüfus ve tahrir transkripsiyonlarında "Bozkuyu" isminin etimolojik kökenine veya tarihsel bir isim değişikliğine dair müstakil bir tahrir şerhi bulunmaz.
Asıl büyük kırılma 19. yüzyılda yaşanır. Kışın Ceyhan kıyısında, yazın yaylalarda özgürce esen rüzgâr durulur bir anda. 1865 yılında, Ahmet Cevdet Paşa ve İbrahim Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye ordusu Çukurova ve Kars Dağları'na girdiğinde, köyün konargöçerlikten sabit yerleşime geçiş süreci de zorunlu iskân politikasıyla başlar. Köyün etno-demografik yapısı ve omurgası, tam bu dönemde ovalık alanda toprağa bağlanan Bozdoğan Türkmen ailelerine dayanır. Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey idaresinde yürütülen nüfus sayımı ve arazi taksimatı ile dağlık ve göçebe sahadaki Bozdoğan obalarına ova kesiminde tapulu araziler verilir, sabit köyler kurulur. Rakamlar ortadadır. 1865 Sayımı verilerine göre Fırka-i İslahiye iskânı döneminde Kadirli kaza merkezinde 651 hanede 2.412 kişi, köylerle birlikte toplam 8.406 nüfus tespit edilir. Çok değil, on bir yıl sonraki 1876 Tescili kayıtlarında ise Kadirli kaza genelinde 2.455 Müslüman hanede 7.929 Müslüman nüfus ve 97 Gayrimüslim hanede 477 Gayrimüslim nüfus olmak üzere toplam kaza nüfusu yine 8.406 kişi olarak defterlere yazılır.
Tabii konar-göçer adamı toprağa bağlamak kolay iş değildir. Osmanlı Devleti, o güçlü aşiret yapısını çözmek ve karşısında doğrudan vergi mükellefi yaratmak ister; bu yüzden de toprakları kabile halinde değil, şahıs mülkiyeti (Miri arazinin tefviz edilmesi) olarak dağıtır. 1872 (Hicri 1289 / Rumi 1288) tarihli Halep Vilayeti Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) ve Kadirli sancağı arazi tescil ve Tapu Defteri kayıtlarına baktığımızda, Aşağıbozkuyu topraklarının konar-göçerlikten yerleşik ziraate geçen Bozdoğan beyleri ve obaları arasında "hane reisleri" esas alınarak pay edildiğini görürüz. İşte bu 1872 kayıtlarında Bozkuyu sahasında tapu alarak toprağa bağlanan hane reisleri ve aile lakapları tek tek kayda geçer: Karacalıoğlu Seydi, Haliloğlu Hacıali, Delimehmetoğlu İbrahim, Sarımehmetoğlu Süleyman, Ali, Musa, Derbederoğlu Ahmet, Mehmet, Osman, Süleyman, Körlüoğlu Mehmet, Şamlıoğlu Mehmet, Kıdışoğlu Musa, Taslakoğlu, Eşeklioğlu Mehmet, Şabanoğlu Ahmet, Demircioğlu Ömer, Kösemehmetoğlu Ömer, Ortlekoğlu Ömer, Ali, Kösealioğlu Ali, Topalyusuf oğlu Ali, Tataroğlu Mehmet, Ali, İsmailoğlu Musa ve Hacıvelioğlu Mehmet.
Peki bu aileler kimdir, ovadaki hangi toprağa nasıl kök salmışlardır? Gelin, köyü oluşturan sülalelerin hikâyesine ve 1872'deki o toprak paylaşımının ayrıntılarına yakından bakalım.
Defterlerde köyün en verimli ova arazileri, sulak alan sınırları ve "Bozkuyu" mevkii merkez alınarak Öksüzoğlu Ahmet, Öksüzalioğlu Ahmet ve Beylioğlu (Benlice) Aliveli hanelerine yazılır. Açıkçası bu kayıtlar, bugün köyde yaşayan Öksüz ve Benlice soyadlı ailelerin dedelerinin toprağa hukuken bağlandığı ilk resmi belgedir. Öksüz Sülalesi, 1872 yılına ait Osmanlı nüfus ve mülk defterlerindeki bu iki Ahmet hanesine dayanır ve Oğuzların Avşar boyunun alt kollarından olan "Öksüzlü Türkmen Cemaati" ile doğrudan bağlantılıdır. Aynı şekilde arşiv belgelerindeki "Beylioğlu" veya "Benli" cemaat yapısı da zamanla dilde döne döne fonetik değişime uğrar; Soyadı Kanunu ile "Benlice" şeklini alır. Benlice Sülalesi, Bozdoğan Türkmenlerinin bu ovadaki en eski akrabalık kollarındandır.
Köyün kuzey ve batı sınırındaki, yani Yukarıbozkuyu ve Endel yönündeki tarım dışı veya otlak alanlar, hayvancılık faaliyetlerini sürdüren Körlü cemaati mensuplarına verilir. Osmanlı arşivlerinde "Körlü" veya "Körler" cemaati olarak geçen Körlü Sülalesi, Bozdoğan Avşarları içerisinde yer alan akraba kollardan biridir ve köyün yerleşik hayata geçiş aşamasında arazileri kayda geçen ilk yerli çekirdek sülalelerdendir. Toprağın ovaya bakan güney ve doğu kısımları ise o dönem hızla yaygınlaşan pamuk ve tahıl ziraatine, yani sulu tarıma yatkın olan Şamlı ve Eroğlu hanelerine paylaştırılır. Şamlı Sülalesi, tarihsel olarak Çukurova’ya Suriye/Halep-Şam bölgesinden geri göç eden "Halep Türkmenleri" veya doğrudan Şam Bayadı / Şam Avşarı taifesine dayanır; Osmanlı iskân kayıtlarında güneyden gelip Kadirli ovasına kalıcı olarak yerleşen ve tarımsal düzene katılan köklü Türkmen oymaklarındandır. Onlarla birlikte güney ve doğu ovasını işleyen Eroğlu Sülalesi ise Kadirli çevresindeki Avşar oymaklarının harmanlanmasıyla oluşur, 19. yüzyıl iskânında Aşağıbozkuyu’da kalıcı mülk edinir ve Çukurova’nın milli mücadele döneminde "Er" lakaplı güçleriyle öne çıkar.
Suyun başını tutanlar da vardır elbette. Aşağı ve Yukarı Bozkuyu’yu birbirinden ayıran ve Ceyhan Nehri'ne açılan dere yataklarının (kışlak su mülkiyeti) kullanım hakkı ve etrafındaki araziler Başdere ailesinin kurucu atalarına yazılır. Zaten Başdere Sülalesi doğrudan coğrafi kökenli bir adlandırmadır; iki köy arasındaki sınır oluşturan su yatağı ve derelerin memba, yani baş kısmında yerleşke kurmuş, konar-göçerliği bırakıp bu su kenarını kışlak edinmiş Tecirli veya Bozdoğan kökenli Yörük boylarındandır.
Köyün diğer köklü ailelerine baktığımızda iskânın ve boy yapısının bütün renklerini görürüz. Mesela Akyüzlü Sülalesi, tarihsel olarak Çukurova’ya iskân edilen Oğuzların Avşar veya Bozdoğan Türkmen taifesine mensuptur ve 1865 yılındaki Fırka-i İslahiye iskân politikaları sonrasında Aşağıbozkuyu’yu kalıcı kışlak edinerek konar-göçerliği bırakan haneler arasında yer alır. Durdurur Sülalesi ise bölgedeki konar-göçer Yörük-Türkmen hayatından yerleşik hayata geçişteki o çetin direnci kırmak amacıyla iskân edilen ailelerdendir; kelime anlamı olarak bile "yerinde sabit kalan, iskân edilen" manasını taşır ve Bozdoğan Türkmen oymağının yerli kolları ile Yukarı Bozkuyu köyü ile akrabalık bağı barındırır. Ovada idari temsil yeteneği gösteren ve yerleşik tarım düzenine hızla uyum sağlayan Çolakerol Sülalesi de Kadirli ovasının güneyindeki konar-göçer unsurların yerleşik hayata geçiş sürecine dayanan yerli Bozdoğan kollarındandır. Avlar Sülalesi ise doğrudan Oğuzların Avşar (Afşar) boy adının Çukurova ağzındaki söyleniş varyasyonlarından (Avşar - Avşarlar - Avlar) doğar; aşiret aidiyetini ve boy kimliğini soyadında doğrudan koruyan çok köklü bir ailedir. Yine bölgedeki yaygın Yörük/Türkmen oymak yapısı içerisinde yer alan Köse Sülalesi, Ceyhan nehrinin kuzey yayında, "Dokuz Bozdoğan Köyü" olarak bilinen tarihi yerleşim ağının (Hemite, Endel, Bozkuyu, Cığcık) entegre aile yapılarından biridir. Maraş Sülalesi de bölgenin Osmanlı dönemindeki idari bağlılığı olan Kars-ı Maraş sancağından (Dulkadiroğulları sahası) adını alır; aslen Maraş dağlık bölgesinden yaylaktan inip, özellikle Andırın ve Göksun hattından ovaya akrabalık bağı vasıtasıyla (kız alıp-vererek) gelen ve zamanla Aşağıbozkuyu ovasına kesin olarak yerleşip toprağa ortak olan Dulkadirli Türkmen fırkaları ve bakiyesi ailelerin birleşmesiyle büyür.
Bana kalırsa bu iskân sürecinin en çarpıcı yönü, aşiretin parçalanmaya karşı geliştirdiği savunma refleksidir. Bozdoğan aşireti, Çukurova’da varlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için yüzyıllar boyunca endogami (aşiret içi/akraba evliliği) stratejisini uygular. Fırka-i İslahiye sonrasında aşiret parçalanıp farklı köylere (Dokuz Bozdoğan Köyü) dağıtılınca, bu evlilik ağı komşu köyler arasında adeta bir akrabalık kalkanına dönüşür. Bu sayede Aşağıbozkuyu; Hemite (Gökçedam), Cığcık, Endel (Yeşilköy), Mehedin (Aydınlar) ve Hüseyinli köyleriyle etle tırnak gibi organik bir bağ kurar.
Özellikle Hemite, Bozdoğan aşiretinin Ceyhan Nehri kenarındaki en stratejik üssüdür ki ünlü yazar Yaşar Kemal’in de köyüdür burası. Aşağıbozkuyu’daki Çolakerol ve Avlar (Avşar) sülaleleri, Hemite’deki köklü Türkmen aileleriyle yoğun bir kız alıp-verme ağı kurar. Ama bu evlilikler öyle rastgele değildir. Ova arazilerinin yabancı aşiretlere, örneğin bölgeye sonradan gelen Tecirli veya Afşar kollarına satılmasını ya da bölünmesini engellemek ve toprak ortaklığını pekiştirmek için yapılır. Diğer yandan Endel ve Cığcık köyleri, Aşağıbozkuyu ile coğrafi olarak sırt sırta vermiştir; köydeki Körlü ve Köse sülaleleri, Endel köyündeki Bozdoğan akrabalarıyla doğrudan kan bağı taşır. Üstelik yerleşik hayatın ilk dönemlerinde bile yazlık yayla göçleri bitmez. Feke, Saimbeyli ve Göksun hattına yapılan bu zorlu yayla göçlerinde, Cığcık ve Aşağıbozkuyu gençleri arasında yapılan evlilikler, göç yollarındaki askeri ve fiziki dayanışmayı, yani güvenliği sağlamak adına aile bağlarını daha da sıkılaştırır.
Bu sıkı akrabalık bağları, düğün geleneklerinde ve günlük yaşam pratiklerinde de kendini hemen belli eder. Tarihçi Cezmi Yurtsever'in arşiv çalışmalarında aktardığı üzere, Bozdoğan aşiretinde kız isteme ve düğün törenleri, geçmişteki göç ve kavga ("kovgun") günlerinin birer taklidini içerir. Aşağıbozkuyu’dan Cığcık’a gelin giderken ya da oradan kız alınırken yapılan "At Yarışları", gelinin çadır veya deve yerine süslenmiş araçlarla taşınması ritüelleri, aslında oymak bütünlüğünü ve gücünü komşu köye gösterme biçimidir. Çünkü evlilik ritüellerinde "toprak" kutsal bir bağdır. Aşağıbozkuyu’da doğan bir kadının Hemite veya Cığcık’a gelin gitmesi durumunda, ovadaki tarla haklarının, yani hisselerinin yabancı bir aşirete geçmemesi için çeyiz dengesi ve akraba içi mülkiyet takasları mahkemeye gitmeden, doğrudan halk hukukuyla (örfi hukuk) çözülür.
İşte bu toprağın acısı, sevdası ve kavgası, çocukluğu komşu Hemite (Gökçedam) Köyü'nde geçen Yaşar Kemal'in kaleminde ölümsüzleşir. Usta yazar, Hemite merkezli olmak üzere Aşağıbozkuyu ve çeperindeki Bozdoğan köylerinin zorunlu iskân sancılarını, geleneklerini ve oymak bağlarını eserlerine ilmek ilmek işler. Onun Çukurova’daki Türkmenlerin yerleşik hayata geçişini epik bir dille anlattığı Binboğalar Efsanesi, tam anlamıyla Aşağıbozkuyu ve komşu köylerin ortak kaderidir. Romanda, kışın Ceyhan Nehri kıyısında (Hemite, Bozkuyu ovaları), yazın ise Binboğa Dağları'nda yaşayan Yörüklerin, ovada toprakların "tapulanması" neticesinde yaşadıkları mülkiyet trajedisi anlatılır. Açıkçası Aşağıbozkuyu'nun 1872 yılı tapu kayıtlarındaki o toprak paylaşım sancıları, romandaki aşiret beylerinin ve obalarının çaresizliğiyle birebir örtüşür. Yine ustanın başyapıtı İnce Memed ve töre ile akrabalık ilişkilerini ele alan Yılanı Öldürseler romanındaki köy tasvirleri, Kadirli ovalarındaki ortak feodal yapıyı yansıtır. Aşağıbozkuyu’nun Akyüzlü, Körlü ve Çolakerol gibi köklü ailelerinin komşu köylerle geliştirdiği stratejik akrabalıklar; romandaki aşiret korumasını, ovaların yabancılara karşı topyekûn savunulmasını ve ailelerin birbirine kız alıp-vererek kurduğu o "akrabalık kalkanı" mekanizmasını doğrudan doğrular.
Yazılı edebiyat bunu anlatır da sözlü hafıza susar mı? Çukurova halk kültürünün en sarsıcı unsuru ağıtlardır. Aşağıbozkuyu ve komşu köylerin ortak kültürel hafızası, sıradan acıları değil; göç yollarındaki kayıpları, iskân çatışmalarını ve aşiret beylerinin ölümlerini ağıtlarla günümüze taşır. Kadirli-Yusufizzettin hattındaki Kerimoğlu Mezarlığı ve Bozdoğan beylerine yakılan ağıtlar, Aşağıbozkuyu halkının da ezbere bildiği ortak ağıtlardır. “Bana derler Kerimoğlu / Arkam sıra gelen bey oğlu” dizeleriyle başlayan destanlar ve göç esnasında develerin çan sesleri arasında söylenen, yerleşik hayata geçilirken çekilen acıları yansıtan ağıtlar, aslında Aşağıbozkuyu mezarlıklarındaki sessiz taş sandukaların sözlü edebiyattaki karşılığıdır. Doğadaki felaketler de bu sözlü hafızaya kazınır. Ceyhan Nehri'nin taşması, ovadaki sıtma salgınları ya da tarihsel depreml# Aşağıbozkuyu Köyü’nün Tarihsel Serüveni: Göçebe Çadırından Tapulu Toprağa Bir Türkmen Ovasının Hikâyesi
Toprak unutmaz. Üzerinden geçen her kavmin, her atlı kafilesinin, her saban demirinin izini bir şekilde saklar. Bugün Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Aşağıbozkuyu köyünün uzandığı bu bereketli Kadirli havzasına baktığınızda, sadece sıradan bir tarım arazisi görmezsiniz aslında. Çukurova’nın en eski yerleşim alanlarından biridir burası; insan ayağının toprağa değdiği ilk çağlardan, yani Neolitik Dönem’den (M.Ö. 7000-6000) başlar hikâyesi. Son Kalkolitik Çağ ve İlk Tunç Çağı’ndan itibaren kesintisiz bir iskân sahnesi olmuş bu düzlük. Tarih boyunca Kizzuwatna Krallığı gelmiş geçmiş, ardından Hitit, Asur, Kilikya, Roma ve Bizans hâkimiyetleri birbirini kovalamış. Antik dönemde Flavias adıyla bilinen bugünkü Kadirli ilçe merkezinin etrafında ve Savrun ile Sumbas çaylarının suladığı havzada, bu eski medeniyetlerin zengin arkeolojik yerleşmelerini bugün bile görürüz. Nitekim Osmaniye ili arkeolojik kültür varlıkları envanter çalışmalarına göz attığımızda, Kadirli düzlüğündeki höyüklerin altından Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Demir Çağı, Hellenistik ve Roma devirlerine ait pişmiş toprak kap parçaları ile antik yerleşim katmanlarının çıktığını somut belgelerle okuyoruz.
Gelgelelim, bu kadim coğrafyanın asıl kimliğini bulması, toprağın Türkmen mayasıyla yoğrulması 14. yüzyılın ortalarında başlar. Dulkadiroğulları Beyliği’nin kuruluşuyla birlikte bölgeye kitlesel bir Türkmen yerleşimi akın eder. İşte Aşağıbozkuyu köyünün kurucu nüfusu da tam bu dönemde sahneye çıkan, doğrudan Oğuzların Bozok koluna mensup olan ve "Kütük Bozdoğanlı" teşekkülü ile akrabalık bağlarını asırlardır koparmayan kadim Bozdoğan Türkmenleridir. Dürüst olmak gerekirse, elimizdeki Osmanlı dönemi nüfus ve tahrir transkripsiyonlarını satır satır taradığımızda bile "Bozkuyu" isminin etimolojik kökenine veya tarihsel bir isim değişikliğine dair müstakil bir tahrir şerhi bulamıyoruz; isim sanki hep oradaymış, o boz toprakla bütünleşmiş gibidir. Siyasi rüzgârlar sert eser tabii. 1515 Turnadağ Savaşı ve hemen ardından 1522'de Şehsüvaroğlu Ali Bey'in bertaraf edilmesiyle Kadirli bölgesi kesin olarak Osmanlı egemenliğine girer. Artık burası Maraş Eyaleti'ne bağlı Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) sancağı olarak idare edilecektir. Osmanlı bürokrasisi boş durmaz; 16. yüzyıl Mufassal Tahrir Defterlerinde (BOA, TD nr. 168, 402, 450, 998) bölgedeki konar-göçer Bozdoğanlı cemaatleri tek tek kayda geçirir ve onları öşür, resm-i çift ve tımar düzeni çerçevesinde vergilendirir.
Asırlarca yayla ile kışlak arasında, deve çanlarının sesi ve kara çadırların gölgesinde özgürce akan bu konar-göçer hayat, 1865 yılında bıçak gibi kesilir. Kırılma anıdır bu. Ahmet Cevdet Paşa ve İbrahim Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye ordusu, Çukurova ve Kars Dağları'na girdiğinde tek bir hedefi vardır: Göçebeliği bitirmek, aşiretleri toprağa bağlamak. Köyün konar-göçerlikten sabit yerleşime geçişi işte bu zorunlu iskân politikasıyla gerçekleşir ve köyün bugünkü etno-demografik omurgası da 19. yüzyıldaki bu harekâtla ovalık alanda toprağa bağlanan Bozdoğan Türkmen aileleri üzerinde yükselir. Binbaşı Hüseyin Hüsnü Bey idaresinde yürütülen nüfus sayımı ve arazi taksimatı ile dağlık ve göçebe sahadaki Bozdoğan obalarına ova kesiminde tapulu araziler verilerek sabit köyler kurulur. Rakamlar yalan söylemez; 1865 Sayımı'nda Fırka-i İslahiye iskânı döneminde Kadirli kaza merkezinde 651 hanede 2.412 kişi yaşarken, köylerle birlikte toplam 8.406 nüfus tespit edilir. Çok değil, on bir yıl sonraki 1876 Tescili'nde ise Kadirli kaza genelinde 2.455 Müslüman hanede 7.929 Müslüman nüfus, 97 Gayrimüslim hanede 477 Gayrimüslim nüfus olmak üzere yine toplam 8.406 kişi kaydedilir.
Devletin stratejisi çok nettir açıkçası. 1872 (Hicri 1289 / Rumi 1288) tarihli Halep Vilayeti Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) ve Kadirli sancağı arazi tescil ve tapu defteri kayıtlarına baktığımızda, Aşağıbozkuyu topraklarının konar-göçerlikten yerleşik ziraate geçen Bozdoğan beyleri ve obaları arasında doğrudan "hane reisleri" esas alınarak pay edildiğini görürüz. Osmanlı Devleti, o güçlü aşiret yapısını çözmek ve karşısında doğrudan vergi mükellefi yaratmak için toprakları kabile halinde değil, şahıs mülkiyeti (Miri arazinin tefviz edilmesi) olarak dağıtmıştır. 1865 iskânı sonrasında tutulan bu 1872 kayıtlarında, Bozkuyu sahasında tapu alarak toprağa bağlanan hane reisleri ve aile lakapları tek tek yazılır: Karacalıoğlu Seydi, Haliloğlu Hacıali, Delimehmetoğlu İbrahim, Sarımehmetoğlu Süleyman, Ali, Musa, Derbederoğlu Ahmet, Mehmet, Osman, Süleyman, Körlüoğlu Mehmet, Şamlıoğlu Mehmet, Kıdışoğlu Musa, Taslakoğlu, Eşeklioğlu Mehmet, Şabanoğlu Ahmet, Demircioğlu Ömer, Kösemehmetoğlu Ömer, Ortlekoğlu Ömer, Ali, Kösealioğlu Ali, Topalyusuf oğlu Ali, Tataroğlu Mehmet, Ali, İsmailoğlu Musa ve Hacıvelioğlu Mehmet.
Bu tapu defterleri sadece soğuk isim listelerinden ibaret değildir; köyün haritasını da çizer bize. Mesela defterlerde köyün en verimli ova arazileri, sulak alan sınırları ve bizzat "Bozkuyu" mevkii merkez alınarak Öksüzoğlu Ahmet, Öksüzalioğlu Ahmet ve Beylioğlu (Benlice) Aliveli hanelerine yazılır. Bugün köyde yaşayan ve Oğuzların Avşar boyunun alt kollarından "Öksüzlü Türkmen Cemaati" ile doğrudan bağlantılı olan Öksüz sülalesi ile arşiv belgelerinde eski adıyla "Beylioğlu" veya "Benli" cemaat yapısının zamanla fonetik değişime uğrayıp Soyadı Kanunu ile bugünkü halini alan, Bozdoğan Türkmenlerinin o ovadaki kadim akrabalık kollarından Benlice sülalesinin dedelerinin toprağa hukuken bağlandığı ilk resmi kayıttır bu.
Peki ya köyün diğer uçları? Köyün kuzey ve batı sınırındaki, yani Yukarıbozkuyu ve Endel yönündeki tarım dışı veya otlak alanlar, hayvancılık faaliyetlerini inatla sürdüren Körlü cemaati mensuplarına verilir. Osmanlı arşivlerinde "Körlü" veya "Körler" cemaati olarak geçen, Bozdoğan Avşarları içerisindeki bu akraba kol, köyün yerleşik hayata geçiş aşamasında arazileri kayda geçen ilk yerli çekirdek sülalelerdendir. Ovaya bakan güney ve doğu kısımları ise bambaşka bir üretime ayrılır. Sulu tarıma, özellikle o dönem Çukurova’da hızla yaygınlaşan pamuk ve tahıl ziraatine yatkın olan bu topraklar Şamlı ve Eroğlu hanelerine paylaştırılır. Şamlı sülalesi, tarihsel olarak Çukurova’ya Suriye/Halep-Şam bölgesinden geri göç eden "Halep Türkmenleri" veya doğrudan Şam Bayadı / Şam Avşarı taifesine dayanır; Osmanlı iskân kayıtlarında güneyden gelip Kadirli ovasına kalıcı olarak yerleşen ve tarımsal düzene katılan asil Türkmen oymaklarındandır. Onlarla komşu parselleri paylaşan Eroğlu sülalesi de Kadirli çevresindeki Avşar oymaklarının harmanlanmasıyla oluşan, 19. yüzyıl iskânında Aşağıbozkuyu’da kalıcı mülk edinen ve ileride Çukurova’nın milli mücadele döneminde "Er" lakaplı milisleriyle öne çıkacak olan Türkmen ailelerindendir.
Suyun başını tutanlar da unutulmaz. Aşağı ve Yukarı Bozkuyu’yu birbirinden ayıran ve Ceyhan Nehri'ne açılan dere yataklarının, yani kışlak su mülkiyetinin kullanım hakkı ve etrafındaki araziler Başdere ailesinin kurucu atalarına yazılır. Coğrafi kökenli bir adlandırmadır Başdere; iki köy arasındaki sınır oluşturan su yatağı ve derelerin memba/baş kısmında yerleşke kurmuş, konar-göçerliği bırakıp bu su kenarını kışlak edinmiş Tecirli veya Bozdoğan kökenli Yörük boylarındandırlar.
Köyün demografik dokusunu tamamlayan diğer sülalelerin her biri, bu büyük göç ve iskân yapbozunun birer parçasıdır aslında. Tarihsel olarak Çukurova’ya iskân edilen Oğuzların Avşar veya Bozdoğan Türkmen taifesine mensup Akyüzlü sülalesi, 1865 yılındaki Fırka-i İslahiye iskân politikaları sonrasında Aşağıbozkuyu’yu kalıcı kışlak edinerek konar-göçerliği bırakan haneler arasındadır. İdari temsil yeteneği gösteren ve Bozdoğan boyunun yerleşik tarım düzenine uyum sağlayan kollarından biri olan Çolakerol sülalesi, Kadirli ovasının güneyindeki konar-göçer unsurların yerleşik hayata geçiş sürecine dayanan yerli ailelerdendir. Bazı ailelerin ise bizzat soyadı, devletin iskân siyasetini fısıldar kulağımıza. Durdurur sülalesi mesela. Bölgedeki konar-göçer Yörük-Türkmen hayatından yerleşik hayata geçişteki o çetin direnci kırmak amacıyla iskân edilen ailelerdendir; kelime anlamı olarak da "yerinde sabit kalan, iskân edilen" manasını taşır ve Bozdoğan Türkmen oymağının yerli kolları ve Yukarı Bozkuyu köyü ile sıkı bir akrabalık bağı barındırır. Boy kimliğini ve aşiret aidiyetini soyadında doğrudan muhafaza eden çok köklü bir aile olan Avlar sülalesi, doğrudan Oğuzların Avşar (Afşar) boy adının Çukurova ağzındaki söyleniş varyasyonlarından (Avşar -> Avşarlar -> Avlar) ilham alır. Bölgedeki yaygın Yörük/Türkmen oymak yapısı içerisinde yer alan Köse sülalesi, Ceyhan nehrinin kuzey yayında "Dokuz Bozdoğan Köyü" olarak bilinen tarihi yerleşim ağının (Hemite, Endel, Bozkuyu, Cığcık) entegre aile yapılarından biridir. Ve Maraş sülalesi... Bölgenin Osmanlı dönemindeki idari bağlılığı olan Kars-ı Maraş sancağından (Dulkadiroğulları sahası) gelen bir aidiyet ismidir bu; aslen Maraş dağlık bölgesinden, Andırın ve Göksun hattından yaylaktan inip akrabalık bağı vasıtasıyla (kız alıp-vererek) Aşağıbozkuyu ovasına kesin olarak yerleşen, toprağa ortak olan Dulkadirli Türkmen fırkalarının ve bakiyesi ailelerin birleşmesiyle büyümüştür.
Toprağa bağlanmak meseleyi çözmez; o toprağı elde tutmak asıl kavgadır. Bozdoğan aşireti, Çukurova’da varlığını ve toprak bütünlüğünü korumak için yüzyıllar boyunca endogami (aşiret içi/akraba evliliği) stratejisini uygulamıştır. Fırka-i İslahiye sonrasında aşiret parçalanıp Dokuz Bozdoğan Köyü gibi farklı köylere dağıtılınca, bu evlilik ağı komşu köyler arasında adeta geçilmez bir akrabalık kalkanına dönüşür. Aşağıbozkuyu; Hemite (Gökçedam), Cığcık, Endel (Yeşilköy), Mehedin (Aydınlar) ve Hüseyinli köyleriyle organik bir bağ kurar bu sayede.
Özellikle Hemite, Bozdoğan aşiretinin Ceyhan Nehri kenarındaki en stratejik üssüdür ki burası aynı zamanda ünlü yazar Yaşar Kemal’in de köyüdür. Aşağıbozkuyu’daki Çolakerol ve Avlar (Avşar) sülaleleri, Hemite’deki köklü Türkmen aileleriyle yoğun bir kız alıp-verme ağı kurarlar. Lafı uzatmadan söyleyeyim, bu evlilikler öyle rastgele gönül işleri değildir; ova arazilerinin bölgeye sonradan gelen Tecirli veya Afşar kolları gibi yabancı aşiretlere satılmasını ya da bölünmesini engellemek amacıyla, toprak ortaklığını pekiştirmek için yapılmış stratejik ortaklıklardır. Öte yandan Endel ve Cığcık köyleri, Aşağıbozkuyu ile coğrafi olarak sırt sırta vermiştir. Aşağıbozkuyu'daki Körlü ve Köse sülaleleri, Endel köyündeki Bozdoğan akrabalarıyla doğrudan kan bağı taşır. Yerleşik hayatın ilk dönemlerinde dahi o eski alışkanlıkla devam eden Feke, Saimbeyli ve Göksun hattındaki yazlık yayla göçlerinde, Cığcık ve Aşağıbozkuyu gençleri arasında yapılan evlilikler, göç yollarındaki askeri ve fiziki dayanışmayı, yani güvenliği sağlamak adına aile bağlarını daha da sıkılaştırır.
Bu sıkı akrabalık bağları, özellikle Cığcık ve Endel ile olan ilişkiler, düğün geleneklerinde ve günlük yaşam pratiklerinde tüm canlılığıyla ortaya çıkar. Tarihçi Cezmi Yurtsever'in arşiv çalışmalarında aktardığı üzere, Bozdoğan aşiretinde kız isteme ve düğün törenleri, geçmişteki o toz duman içindeki göç ve kavga ("kovgun") günlerinin birer taklidini içerir. Aşağıbozkuyu’dan Cığcık’a gelin giderken ya da oradan kız alınırken yapılan "At Yarışları", gelinin eskisi gibi çadır veya deve yerine süslenmiş araçlarla taşınması ritüelleri, aslında oymak bütünlüğünü ve gücünü komşu köye gösterme biçimidir. Evlilik ritüellerinde "toprak" kutsal bir bağdır çünkü. Aşağıbozkuyu’da doğan bir kadının Hemite veya Cığcık’a gelin gitmesi durumunda, ovadaki tarla haklarının ve hisselerinin yabancı bir aşirete geçmemesi için çeyiz dengesi ve akraba içi mülkiyet takasları mahkemeye gitmeden, doğrudan halk hukukuyla (örfi hukuk) çözülür.
İşte bu devasa sosyolojik dönüşüm, Türk edebiyatının en büyük kalemlerinden birine doğrudan malzeme olmuştur. Yaşar Kemal, çocukluğunun geçtiği komşu Hemite (Gökçedam) Köyü merkezli olmak üzere, Aşağıbozkuyu ve çeperindeki Bozdoğan köylerinin zorunlu iskân sancılarını, geleneklerini ve oymak bağlarını eserlerine ilmek ilmek işler. Ustanın, Çukurova’daki Türkmenlerin yerleşik hayata geçişini epik bir dille anlattığı Binboğalar Efsanesi, tam anlamıyla Aşağıbozkuyu ve komşu köylerin ortak kaderidir. Romanda, kışın Ceyhan Nehri kıyısında (Hemite, Bozkuyu ovaları), yazın ise Binboğa Dağları'nda yaşayan Yörüklerin, ovada toprakların "tapulanması" neticesinde yaşadıkları mülkiyet trajedisi aktarılır ki Aşağıbozkuyu'nun 1872 yılı tapu kayıtlarındaki o toprak paylaşım sancıları, romandaki aşiret beylerinin ve obalarının çaresizliğiyle birebir örtüşür. Yine Yaşar Kemal'in başyapıtı İnce Memed ve töre/akrabalık ilişkilerini ele alan Yılanı Öldürseler romanındaki köy tasvirleri, Kadirli ovalarındaki ortak feodal yapıyı yansıtır. Aşağıbozkuyu’nun Akyüzlü, Körlü ve Çolakerol gibi köklü ailelerinin komşu köylerle geliştirdiği stratejik akrabalıklar; romandaki aşiret korumasını, ovaların yabancılara karşı topyekûn savunulmasını ve ailelerin birbirine kız alıp-vererek kurduğu o "akrabalık kalkanı" mekanizmasını doğrudan doğrular niteliktedir.
Toprağa tutunmanın bedeli ağırdır; göç yollarında, salgınlarda ve savaşlarda verilen kayıplar, Çukurova halk kültürünün en sarsıcı unsuru olan ağıtlarla hafızaya kazınır. Aşağıbozkuyu ve komşu köylerin ortak kültürel hafızası, sıradan acıları değil; göç yollarındaki kayıpları, iskân çatışmalarını ve aşiret beylerinin ölümlerini ağıtlarla günümüze taşır. Kadirli-Yusufizzettin hattındaki Kerimoğlu Mezarlığı ve Bozdoğan beylerine yakılan Kerimoğlu Ağıtları ve Destanları, Aşağıbozkuyu halkının da ezbere bildiği ortak acılardır. “Bana derler Kerimoğlu / Arkam sıra gelen bey oğlu” dizeleriyle başlayan destanlar, göç esnasında develerin çan sesleri arasında söylenen, yerleşik hayata geçilirken çekilen acıları yansıtan o yanık ezgiler, bugün Aşağıbozkuyu Köyü Eski Mezarlığı’ndaki sessiz taş sandukaların sözlü edebiyattaki karşılığıdır adeta. Sadece göç mü? Ceyhan Nehri'nin deli gibi taşması, ovayı kırıp geçiren sıtma salgınları ya da tarihsel depremlerde Aşağıbozkuyu ve Hemite köyleri ortak kayıplar vermiş; yakılan deprem ve salgın ağıtlarında Körlü, Öksüz, Şamlı gibi sülale adları ve bu ailelerin toprağa düşen yiğitleri tek tek zikredilerek acılar ortaklaştırılmıştır.
O ağıtların yankılandığı Aşağıbozkuyu Köyü Eski Mezarlığı, bölgenin kültürel ve sanatsal geçmişini bugün hâlâ gözler önüne serer. Doğudaki mezarlık alanında taş sandukalı tarihi mezarlar mevcuttur. Bunların 6 tanesi bütünlüğünü korumuş ve nispeten sağlam durumdadır; diğerleri ise zamanın yüküne dayanamayıp kısmen yıkılmış, bazılarının sadece mezar taşları sağlam kalmıştır. Parçaların birleştirilmesiyle sanduka oluşturulan ve üstü örtülen bu modüler tarzda yapılmış taş sandukalı tarihi mezarlar, Bahçe ilçesinde yer alan eski mezarlarla ve oradaki geleneksel mezar işçiliğiyle doğrudan geleneksel ve sanatsal bir bağ taşır; Türkmen defin kültürünün taş üzerindeki sanatsal yansımasını belgeler.
Ve tarih bir kez daha bu insanları sınadığında, o mezarlıklarda yatan atalarının mirasına sırt çevirmezler. I. Dünya Savaşı sonrasında, 14 Mart 1919'da Kadirli ve çevresi Fransız ve Ermeni güçleri tarafından işgal edildiğinde, Aşağıbozkuyu halkı tereddüt etmez. Bağlı bulundukları Bozdoğan ve çevre aşiretlerin direniş hatlarına katılarak Kuva-yi Milliye safında yer alırlar. Eroğlu sülalesinin "Er" lakaplı milislerinin de sahada olduğu bu topyekûn direnişle, bölge 7 Mart 1920 tarihinde düşman işgalinden tamamen kurtarılır.
Savaş biter, barış gelir ve genç Cumhuriyet kendi envanterini çıkarır. 1927 Cumhuriyet Sayımı'nda Kadirli ilçe genel nüfusu, merkez ve köyler toplamı olarak 24.176 kişi sayılır. Ardından, T.C. Başvekillik İstatistik Genel Direktörlüğü tarafından yapılan 20 İlkteşrin (Ekim) 1935 tarihli Genel Nüfus Sayımı resmi sonuçlarına baktığımızda; Seyhan (Adana) Vilayeti, Kadirli Kazası, Merkez (M.) Nahiyesine bağlı Aşağı Bozkuyu köyünün nüfusu 355 kişi olarak kayıtlara geçer ki aynı sayımda komşu Yukarı Bozkuyu köyünün nüfusu da tesadüfe bakın ki tam 355 kişi olarak yazılmıştır. Bugün T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmi Genel Köy Listesi kayıtlarında yerleşim yeri 13411 idari sıra numarası ile Aşağıbozkuyu adıyla, Osmaniye ili Kadirli ilçesine bağlı müstakil bir köy olarak yer alır (komşusu ve akrabası Yukarıbozkuyu köyü ise 13465 idari sıra numarasıyla kayıtlıdır). Neolitik çağın çanak çömleğinden Dulkadirli çadırlarına, 1872 tapu defterlerinden Kuva-yi Milliye siperlerine uzanan bu uzun soluklu hikâye, toprağa vurulan bir Türkmen damgası olarak yaşamaya devam ediyor.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Abouamsha, Deniz Zühdi. Fırka-i İslâhiye ve Çukurova Göçerlerinin Sosyo-Kültürel Dönüşümü. Yüksek Lisans Tezi, 2021.
Ahmet Cevdet Paşa. Ma'rûzât. Hazırlayan Şerif Baştav. İstanbul, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Ahmet Cevdet Paşa. Tezâkir (21-39). Yayına Hazırlayan Cavid Baysun. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Akdeniz Bölgesi Beşeri ve Fiziki Coğrafyası Araştırmaları: Kadirli İlçesinin Fiziki Yapısı, Savrun ve Sumbas Çayları Hidrolojik Ağı ve Tarımsal Ekonomisi [akdeniz-bc3b6lgesi.pdf].
Akın, Fatma. "XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Avşarların İskânı", ss. 42-43 [a-XIX-Yuzyilin-Ikinci-Yarisinda-Avsarlarin-Iskani.pdf].
Aşçı, Halide. Kadirli Halk Kültürü Araştırması. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Osmaniye, 2022.
Avrasya Jeopolitik ve Siyasi Haritası [bagimsiz-turk-cumhuriyetleri-siyasi-haritasi-1700.pdf].
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (Kararlar Müdürlüğü). Gazi Mustafa Kemal Atatürk Islak İmzalı Kadirli İskân Kararnamesi, Tarih: 26.05.1934, Kararname Sayısı: 2/743.
Bilgin, Mehmed. "XVI. Yüzyılda Yukarı Çukurova’da Osmaniye Kırsal Yerleşme İdari Bölünmesi", Tapu Tahrir Harita ve Yerleşim Listeleri Neşri, ss. 152-156.
Çeribaş, Mehmet. Kadirli ve Çevre Folklorunda Eski Türk İnançlarının İzleri. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kütahya, 2004.
Fırka-i İslahiye Harekât Sahası, Çukurova ve Cebel-i Bereket Bölge Haritası (1865) [Cevdetpaşa harita.jpg].
Halaçoğlu, Yusuf. "Fırka-i İslâhiye ve Yapmış Olduğu İskân", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Sayı: 27, 1973, ss. 1-28.
Halaçoğlu, Yusuf. "Tapu-Tahrir Defterlerine Göre 16. Yüzyılın İlk Yarısında Sis (Kozan) Sancağı", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, Sayı: 32, 1978, ss. 821-840.
Halaçoğlu, Yusuf. "Fırka-i İslâhiyye", TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt: 13. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1996, ss. 35-36.
Halaçoğlu, Yusuf. Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar (1453-1650), Cilt: 1-5. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2009.
Halep Vilayeti Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) Tapu Defteri (Rumi 1288 / Miladi 1872). Fırka-i İslahiye Sonrası Kadirli Şehir ve Köy Mülkiyet Tescil Kütükleri, Kadirli Tapu Dairesi Arşivi, Cilt: 1-4 (Cezmi Yurtsever arşivi / KADİRLİ HALKININ.pdf).
İpek, İsmet. Osmaniyeli Kuvayımilliyeciler: Çeteler. Osmaniye, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Kadirli İlçesi Mahalle ve Köy Sınırları İdari Mülki Haritası [osmaniye-kadirlinin-mahalleleri-harita.png].
Kadirli Topoğrafya Paftası, "Yk. Bozkuyu" (Yukarı Bozkuyu) ve "Aş. Bozkuyu" Yerleşim Tescili ve Sınır Komşulukları Haritası.
Kayseri, Sivas ve Malatya Hattı Bölgesel Ulaşım ve Yerleşim Haritası [Harita.jpg].
Kırpık, Cevdet. "İskân, İsyan ve Değişim: XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Kadirli", OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi), Sayı: 40, Güz 2016, ss. 407-439.
Kiepert, Heinrich. 1844 Tarihli Topografik Maraş, Kadirli (Karsbazar / Flaviopolis) ve Göksun Bölge Haritası [1844 Maraş Harita.jpg].
Kunduracı, Osman ve Bahargülü, Nurcan. "Osmaniye İline Bağlı Kadirli İlçesindeki Türk Dönemi Eserleri", IV. Uluslararası Türk Sanatları, Tarihi ve Folkloru Kongresi, ss. 354-355.
Kurt, Yılmaz. Sis Sancağı Mufassal Tahrir Defteri (TD 150). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 1992.
Kurt, Yılmaz. 1572 Tarihli Adana Sancağı Mufassal Tahrir Defteri (TD 114). Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2005.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Koruma Kurulu Kararları. Mersin Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Kararı, Kadirli İlçesi Tescilli Sit Alanları Çizelgesi, Tarih: 26.04.2024, Karar No: 17687-17694.
Maraş Araştırmaları. "Fırka-i İslâhiye ve Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) İskânları", Cilt: IV, ss. 61, 67.
Milli Savunma Bakanlığı Askerî Tarih Arşivi (ATASE). Kars-ı Zülkadriye-Andırın Kuva-yı Milliyesi Harekât Raporu, Tarih: 01.04.1336 (1920), Belge No: 110-9-1-10 / 344-0-200.
Osmanlı Dönemi Adana Vilayeti Demografi ve Nüfus Dağılım Haritası [0-5-3.JPG].
Osmanlı Tapu Tahrir ve Yörükân Kütükleri (Arşiv Belgeleri-1 Serisi, Cilt: 1-5 ve Aşiretler-Cemaatler İndeksi). Kars-ı Maraş Sancağı Kadirli Kazasındaki Konargöçer Cemaatlerin Kışlak ve Yaylak Tescil Kayıtları.
Özey, Ramazan. "Bozdoğan'ın Beşeri Coğrafyası", Çukurova Bölge Araştırmaları. İstanbul, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Sansar, M. Fatih ve Bayazıt, Bekir Sami. 1865-1866 Cebel-i Bereket Kozanoğulları İsyanı ve Fırka-i İslahiye. Kahramanmaraş, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Sansar, M. ve Halaçoğlu, Y. "XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Avşarların ve Türkmen Aşiretlerinin İskânı", Tarih İncelemeleri Dergisi, s. 150.
Sümer, Faruk. Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri - Boy Teşkilâtı - Destanları. 5. Baskı. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, 1999.
Şahbaz, Mehibe. "Antik Çağ'dan Türk-İslam Dönemine Çukurova-Suriye Arasında Kilit Bir Bölge: Andırın", Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 24, Sayı: 2, 2024, ss. 115-135.
T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. 998 Nolu Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-ı Bekr ve 'Arab ve Zü'l-Kadiriyye Defteri (H. 937 / M. 1530), Cilt: I-II. Ankara, 1999.
T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Rehberi (Kars-ı Maraş ve Kadirli Mülki Tescil Envanterleri), Yayın No: 40. Ankara, [Yayım yılı belirtilmemiş].
T.C. Başvekâlet Kararnamesi. T.C. Başvekâlet Zat ve Yazı İşleri Umum Müdürlüğü, Vilâyetler İdare-i Umûmiyye Genel Müdürlüğü Tezkeresi ve Reisicumhur Tasdikli Kararname, Tarih: 27.02.1960, Karar No: 31798.
T.C. Başvekillik İstatistik Genel Direktörlüğü. 20 İlkteşrin 1935 Genel Nüfus Sayımı: Kat'î ve Mufassal Neticeler (Köyler Nüfusu), Neşriyat Sayısı: 75, Cilt: 59. İstanbul: Hüsnütabiat Basımevi, 1937, s. 16.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Cumhuriyet Arşivi (BCA). Kars-ı Zülkadriye Mülki İsim Tescil Kararı, Tarih: 20.09.1923, Fon Kodu: 51-0-0-0, Yer Bilgisi: 8-65-23.
T.C. Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). 16. Yüzyıl Dulkadir Eyaleti / Kars-ı Maraş (Kars-ı Zülkadriye) Sancağı Mufassal ve İcmal Tahrir Defterleri, TD nr. 168, 402, 450 ve 998.
T.C. Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). 397 Numaralı Haleb Livâsı Mufassal Tahrîr Defteri (943/1536) ve TK.GM.d 104 Kars-ı Maraş Cemaat Defterleri.
T.C. Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi (BOA). Tapu-Tahrir ve Nüfus Defterleri İndeksi (Kars-ı Maraş ve Sis Sancakları) [DİYARBAKIR NFD.pdf].
T.C. İçişleri Bakanlığı. Mülki İdare Amirliği Resmî İstatistikleri ve Resmî Gazete Kayıtları, Tarih: 28.10.1996.
T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü. Genel Köy Listesi (Sıra No: 13411, Aşağıbozkuyu Köyü, Kadirli / Osmaniye Tescili). Ankara, [Yayım yılı belirtilmemiş].
T.C. Osmaniye Valiliği. Şehrimiz Osmaniye. Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, 2018.
Tatar, Özcan. "Kars-ı Zülkadiriye (Kadirli) ve Andırın'da Bozdoğan Aşireti Kayıtları", Maraş Nüfus Defterleri, BOA NFS.d. Neşirleri, ss. 62, 341-342.
Terzi, Mehmet Akif ve Ergün, Ahmet. Kınık'tan Kıyıya Osmanlı Belgelerinde Osmaniye. Osmaniye, 2015.
Tutara, A. "Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) Kazasının Sosyo-Ekonomik Durumu", Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 2, 2002.
Tülek, Füsun. "Osmaniye Arkeolojik Kültür Varlıkları Envanter Çalışması 2006", TÜBA-KED (Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi), Sayı: 6, 2007, ss. 63-76.
Uçakcı, İsmail. Oğuz Boyları II: Aşiret, Oymak, Cemaatler, Cilt: II, s. 341.
Ünlü, Alemdar. Oğuz Türkmenlerinden Avşarlar. Kayseri, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Yakar, İbrahim. Kadirli Ağzı. Lisans Tezi, Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Elazığ, 1984.
Yakupoğlu, Cevdet. "Türkistan'ın Büyük Türk Boylarından Çiğiller ve Anadolu'da İskân İzleri", Anadolu Araştırmaları. Ankara, [Yayım yılı belirtilmemiş].
Yalman (Yalgın), Ali Rıza. Cenupta Türkmen Oymakları, Cilt: 1-2. Hazırlayan Sabahat Emir. Ankara: T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, 1977, s. 390.

Yorumlar
Yorum Gönder