Kırıkhan Aygırgölü Köyü
Kırıkhan Aygırgölü Köyü
Hatay’ın Kırıkhan ilçesine yaklaşık 17 kilometre mesafede, Amik Ovası’nın kuzeydoğu eteğinde yer alan Aygırgölü yerleşimi; Amanos Dağları ile Kurt Dağı arasındaki çöküntü hendeğinde, tarihsel ticaret yolları ve sulak alanlar havzasında kurulmuştur. Yerleşimin geçmişi, Amik çanağındaki en eski kültür katmanlarından Osmanlı iskân siyasetine ve günümüz mülki yapısına kadar uzanan çok boyutlu bir gelişim çizgisi barındırır.
Aygırgölü ve yakın çevresi, MÖ 3000’lerden itibaren Çukurova’yı Belen Geçidi üzerinden Antakya’ya, doğuda ise Halep ve Fırat Havzası’na bağlayan stratejik geçiş koridorunun üzerindedir. Yerleşimin güneybatısında yer alan Sivrice Höyük, sahanın Erken Tunç Çağı’ndan itibaren iskân gördüğüne işaret eden yığma bir yerleşim yükseltisidir. Bölge kadim çağlarda Akkad, Hurri, Hitit, Asur ve Pers egemenliklerine sahne olmuş; Helenistik dönemde Selevkos Krallığı idaresinde kalmıştır.
Doğu Roma (Bizans) hâkimiyetinde Antakya merkezli idareye bağlı bir tarımsal art bölge olan Amik Havzası, 7. yüzyıldan itibaren Müslüman-Arap akınlarıyla birlikte "Avasım" ve "Suğûr" adı verilen sınır kuşağına dönüşmüştür. Bölgedeki Türkmen varlığı ise 1084 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın Antakya’yı fethiyle başlamıştır. Haçlı Seferleri döneminde Selçuklular, Antakya Prensliği ve Eyyûbîler arasında el değiştiren bu arazi; 13. yüzyıl başlarında I. İzzettin Keykavus’un Çukurova ve Amik geçitlerini denetim altına almasıyla yeniden Selçuklu nüfuzuna girmiştir. Memlûk Devleti’nin bölgedeki Haçlı varlığına son vermesinin ardından, 1337’de kurulan Dulkadiroğlu Beyliği devrinde Amik Ovası ve Kırıkhan çevresi; Dulkadirli, Ramazanoğulları ve Halep Türkmenleri konfederasyonlarının (özellikle Bayat, Avşar, Cerid ve Tecirli oymaklarının) ana kışlak sahası hâline gelmiştir.
Yavuz Sultan Selim’in 1516 Mercidabık Zaferi sonrasında Osmanlı idaresine giren yöre, Halep Eyaleti sınırlarına dâhil edilmiştir. 1536 (H. 943) tarihli 397 Numaralı Halep Livası Mufassal Tahrir Defteri verilerine göre Kırıkhan ve Amik hinterlandı; Amik (47 köy, 52 mezraa), Derbisak (68 köy, 74 mezraa) ve Bakras (12 köy, 44 mezraa) nahiyeleri altında teşkilatlandırılmıştır. 1573 (H. 981) tarihli Üzeyir (Özer) Mufassal Defteri kayıtlarında da Amik çevresindeki mezraa ve zaviye dirlikleri açıkça belgelenmiştir. Bu dönemde göl ve bataklık çevresi, yerleşik köy düzeninden ziyade Osmanlı has, zeamet ve vakıf kayıtlarına tabi geniş kışlak ve otlak sahaları olarak kullanılmıştır.
T.C. İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün resmî kayıtlarında köyün Cumhuriyet dönemi öncesindeki eski adı Gömit olarak geçmektedir. 1981 yılına kadar yürütülen yer adlarını Türkçeleştirme ve coğrafi özellikleriyle uyumlu hâle getirme çalışmaları kapsamında bu isim değiştirilerek köye resmen Aygırgölü adı verilmiştir. Osmanlı vesikalarında ise yerleşim genellikle coğrafi tabiatına uygun biçimde "Karye-i Aygır Gölü" veya "Aygırgölü Mezraası/Çiftliği" olarak anılmıştır.
Türkmen kültüründe su boyları ve kışlaklar; Aygır Öyük, Aygır Mağarası ve Aygır Gölü örneklerinde görüldüğü gibi damızlık hayvanların barındığı alanlara göre adlandırılmıştır. Yöredeki sözlü bellek, kışları sert geçen Kayseri ve Uzunyayla hattından gelen Çerkez ağalarının 300-500 baştan oluşan yılkı atı sürülerini kışlatmak üzere bu havzaya getirdiklerini aktarır. Ahırı bulunmayan atların, çevresi sıcak pınarlarla çevrili olan ve kışın donmayan bu 15 dönümlük göl alanına sürüldüğü; ayaz günlerde hayvanların göl kıyısındaki berdi, bük ve ayrık otlarıyla beslenerek hayatta kaldığı bilinmektedir. Bu atların Çanlıkışlası, Üçevler (Körpınar), Çito ve Cintepe arasındaki eski çeltik ile ak darı firezlerinin bulunduğu Karataş sahasında güdüldüğü hafızalarda yer etmiştir.
Yöre adlandırmasına dair halk anlatılarında iki ayrı katman daha mevcuttur. Bunlardan ilki, kadim çağlarda göl alanının su aygırı yaşam sahası olduğuna dair yakıştırmadır. İkincisi ise Anadolu derviş anlatılarına dayananbir menkıbedir: Göl kenarında namaza duran bir dervişin kısrağı ile gölden çıkan erkek aygırın çiftleştiği, doğan tayın ertesi yıl derviş tarafından tekrar aynı yere getirildiği, bu defa gölden çıkan aygırın tayı alarak göl sularında kaybolduğu ve suyun bu hadiseye istinaden Aygır Gölü olarak anıldığı rivayet edilmektedir.
Köyün diğer mahallesini oluşturan Körpınar (Üçevler) mevkii, adını bol yağışlı yıllarda yüzeye çıkan, kurak mevsimlerde ise kuruyan karstik bir kaynaktan almıştır. Nitekim son yıllardaki kuraklık ve drenaj değişimleri neticesinde pınar tamamen akmaz hâle gelerek adının ifade ettiği gibi "kör" kalmıştır.
Aygırgölü köyünün ilk yerleşim çekirdeği doğrudan göl kenarında değil, Alelli bölgesinde yer alan Dikilitaş mevkiinde kurulmuştur. Ancak yerleşim, su ihtiyacının daha rahat karşılanabilmesi adına zamanla 15 dönümlük gölün hemen yakınına taşınmıştır.
Bölgenin etno-sosyal yapısındaki en köklü dönüşüm 19. yüzyıldaki iskân girişimleriyle gerçekleşmiştir. Meclis-i Vâlâ kararlarıyla 1845-1846 yıllarında Mursaloğlu Ahmed Paşa önderliğinde Reyhanlı Türkmen Aşireti Amik Ovası’na yerleştirilmek istenmiştir. Ancak göl ve bataklık sularının yayılması, balık dalyanlarının tahliye kanallarını tıkaması neticesinde şiddetli sıtma ve kolera salgınları baş göstermiş; ölümlerin hızla artması üzerine aşiretler yerleşim yerlerini terk ederek yeniden konargöçer düzene dönmüştür.
Bu başarısız denemenin ardından 1865 yılında Müşir Derviş Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye ordusu bölgeye sevk edilmiştir. Aşiretlerin Uzunyayla ve Sivas yaylalarına çıkışı sınırlandırılmış, aşiret beyleri ve oymaklar zorunlu iskâna tabi tutulmuştur. Bu süreçte:
Kırıkhan ve Reyhanlı ovalarına dağıtılarak toprağa bağlanmıştır. Aşiretin kollarından Bahadırlı oymağı Değirmankaşı ve Seman Dağı kıraçlarına; Sarıcalı oymağı Kızılkaya ve leçelik sahalara yerleştirilmiştir. Aşiretin irsi boybeyi sülalesi olan Mursaloğulları (Karamürselzadeler) ise Curcurum, Keferkale, Artçıtepe ve Çataltepe hattında geniş çiftlik ve arazi mülkiyetleri elde etmiştir.
Karafakılı Aşireti: Gavurdağı’nın sarp kesimlerinden indirilerek Amik düzlüğündeki köylere iskân edilmiştir.
Delikanlı ve Celikanlı Aşiretleri: Dumdum Ovası’ndaki Altıntop, Gümüştepe, Selim Dede ve Örtülü Pınar köylerine yerleştirilmiştir.Aygırgölü mevkii de bu dönemde Fırka-i İslahiye tescillerinde kışlak ve çiftlik/mezra statüsünden kalıcı yerleşim alanına dönüştürülmüştür.
1918 Mondros Mütarekesi sonrasında Fransız işgaline uğrayan Kırıkhan sahası, Tayfur Sökmen önderliğindeki Kuva-yı Milliye müfrezelerinin ve yerel çetelerin direniş alanlarından biri olmuştur. 1924’te mülki kaza yapılan Kırıkhan, 6 Temmuz 1938’de Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk askeri birliklerinin kente girmesiyle kurtarılmış; 23 Temmuz 1939’da Hatay Devleti’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmasıyla nihai mülki sınırlarına kavuşmuştur.
Cumhuriyet devrinde köy çevresindeki sosyolojik yapı yeni iskân dalgalarıyla çeşitlenmiştir. 1959 yılında Trabzon’un Çaykara ilçesinde yaşanan heyelan ve sel felaketinin ardından 408 Karadenizli muhacir aile, 1965 yılında 2510 ve 7269 sayılı kanunlar kapsamında Kırıkhan Ovası’na yerleştirilerek tarım arazisi sahibi yapılmıştır. Ardından 1977-1978 yıllarında Göğebakanlı, Sarıkeçili, Honamlı ve Horzum Yörükleri topraksız konargöçerlerin iskânı projeleriyle sahaya yerleştirilmiştir.
İdari açıdan uzun süre komşu Yalangoz köyüne bağlı bir mahalle statüsünde kalan yerleşim, 1990’lı yılların ilk yarısında müstakil köy tüzel kişiliği kazanmıştır. Günümüzde Aygırgölü ve Körpınar olmak üzere iki ana mahalleden oluşan yerleşim, yaklaşık 40 hane ve 85 kişilik nüfusu barındırmaktadır. Okulu bulunmayan köyde aktif bir cami hizmet vermektedir. 1960’lı yıllarda Amik Gölü’nün kurutulmasıyla birlikte tarımsal yapısı değişen yöre; pamuk, mısır ve buğday tarımının yanı sıra çırçır, tekstil ve yağ sanayisinin geliştiği Kırıkhan hinterlandında varlığını sürdürmektedir.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
BOA, TD.d (Tapu Tahrir Defteri), No: 397, 1536 (H. 943) tarihli Halep Livası Mufassal Tahrir Defteri Kayıtları.
BOA, TD.d (Tapu Tahrir Defteri), 1573 (H. 981) tarihli Üzeyir (Özer) Sancağı Mufassal Tahrir Defteri Kayıtları
İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Resmî Köy ve Yerleşim Adlarını Değiştirme ve Türkçeleştirme Komisyonu Raporları/Kayıtları (1981 Öncesi Gömit / Sonrası Aygırgölü Tescili).
2510 Sayılı İskân Kanunu (1934) ve 7269 Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun (Trabzon Çaykara Muhacirleri 1959-1965 İskân Projeleri Kapsamı).
Yorumlar
Yorum Gönder