Kırıkhan Delibekirli Köyü
Hatay’ın Kırıkhan ilçesine bağlı Delibekirli Köyü’nün kökenlerine indiğimizde, karşımıza sadece sıradan bir kırsal yerleşim değil, yüzyılların göç yolları üzerine kurulu canlı bir tarih çıkıyor.Köy, ortalama 20,1 derece gibi muazzam bir dik eğime sahip olan ve Kuzey Amanoslar’ın en yüksek zirvelerinden biri olan Daz Tepesi’nden (1795 m) dikine inen tektonik bir vadide kuruludur. Bölge, coğrafi konumu itibarıyla Doğu Akdeniz’i Kuzey Suriye ve İç Anadolu’ya bağlayan o kritik geçit koridorunun tam kalbinde yer alır. Amanos Dağları’nın etekleri ile Amik Ovası’nın alüvyal tabanı arasındaki bu geçiş kuşağı, tarih boyunca farklı medeniyetler ve konar-göçer topluluklar için her zaman cazibe merkezi olmuştur. Dürüst olmak gerekirse, bu topraklarda at koşturan her aşiret, bugünkü köy dokusunun harcına kendi elleriyle bir tuğla koymuştur.
İşin idari ve coğrafi altyapısına baktığımızda, XVI. yüzyıl Osmanlı tahrir defterlerinde (1521-1573 yılları arası) buranın Üzeyir Sancağı sınırları içinde yer aldığını görüyoruz. O dönemde bölge, en yüksek köy ve mezraa yoğunluğuna sahip Derbisak Nahiyesi ile güneyindeki Bakras Nahiyesi arasındaki stratejik hat üzerinde bulunuyordu. Bakras Kalesi ve Derbisak çevresindeki mezraalar, Roma döneminden beri Anadolu-Suriye kervan yollarını ve İpek Yolu'nu göz hapsinde tutuyordu. Delibekirli havzasını besleyen Delibekirli Çayı ise dağlardan ovaya doğru uzanan Değirmendere, Yılanlı, Delibekirli, Karataş ve Karadurmuşlu yerleşim zincirine hayat veriyordu. Bu su ağı, bir yandan küçükbaş hayvancılığa ve su değirmenlerine imkân tanırken, diğer yandan dağlık iç kesimlere kaçış imkânı vererek mükemmel bir savunma avantajı sağlıyordu.
Tabii ki bu coğrafyanın etno-demografik omurgasını Halep Türkmenleri ve Dulkadirli ulusuna mensup konar-göçer oymaklar oluşturdu. Oğuzların Bozok koluna bağlı Bayad boyundan türeyen Reyhanlı Aşireti ile Dulkadiroğulları’na bağlı kollar, yüzyıllarca Çukurova, Maraş ve Kuzey Suriye üçgeninde kışlak-yaylak hayatı sürdü. İşte bu kalabalık kitleler içinde yer alan ve adını tarikat önderi Deli Baba'dan veya obanın kurucu asil atasından alan Deliler (Deller / Bekirli) teşekkülü, Kırıkhan hinterlandında kök saldı. Köyün adı da zaten Boz-Ulus Türkmen taifesine mensup Bekirli cemaatinin önderi olan "Deli Bekir" unvanından neşet etmiştir. Tarihsel olarak ilk yerleşim çekirdeği Üngüzlü pınarbaşı olan bu saha, 1689-1690 yıllarındaki Payas derbent hüccetlerinde Hac ve İpek Yolu'nun güvenliğini sağlayan "tüfeñk-endâz neferâtı" (tüfekçi derbent muhafızları) olarak tescil edilen Abacılı ve Ulaşlı Türkmen cemaatlerinin katılımıyla daha da güçlendi.
Üngüzlü mevkii, Üzer (Belen-İskenderun) Livası ile Ayıntab (Gaziantep) Livası’na bağlı askeri bir garnizon olan Dirbesak (Darb-ı Sak) nahiyesinin tam kesişim noktasıdır.
yüzyılın sonlarına kadar Delibekirli vadisi yerleşik hayattan ziyade, eşkıyalık faaliyetleri ve güneyden (Suriye çölünden) gelen Bedevi/Arap Urban aşiretlerinin yağma akınlarına açık savunmasız bir koridordu.Osmanlı Devleti, Amik Ovası ve İpek Yolu ticaretini korumak amacıyla dâhiyane bir sosyolojik hamle yaptı. Hama, Humus ve Sivas (Yeni-il) bölgelerinden getirtilen Eymür (İmir) Türkmenleri ile Gündüzlü Avşarları, Delibekirli yamaçlarına ve Abacılı Karyesi mevkisine adeta askeri bir duvar gibi yerleştirildi.Bu aileler "Derbentçi" (dağ geçidi muhafızı) statüsündeydi. Delibekirli’nin yerli ailelerinin sert, tavizsiz ve savaşçı karakteri, yüzyıllar boyunca bu sarp geçitte çöl akıncılarına karşı tuttukları bu nöbetlerden miras kalmıştır.
XIX. yüzyıla geldiğimizde, konar-göçer aşiretlerin çıkardığı asayiş sorunları ve vergi toplama güçlükleri Osmanlı devletini radikal bir karara itti. Ahmet Cevdet Paşa ve Derviş Paşa komutasındaki Fırka-i İslahiye ordusu, 1865 yılında bölgeye gelerek bir dönüm noktası yarattı. Bu askerî ve idarî harekâtla birlikte, Amik Ovası ve Amanos eteklerinde mevsimlik göç eden oymaklar zorunlu iskâna tabi tutuldu. Pürdeloğulları, Zortuklar ve Kodallı gibi oymaklar tarım alanlarına yerleştirilerek Kırıkhan’ın bugünkü köy ağları teşekkül ettirildi. Bu zorunlu yerleşme süreci, Delibekirli’nin geçici bir kışlak veya mezraadan kalıcı bir köye dönüşmesini sağladı. Der ve tepe mahalleleri bu dönemde şekillendi.
İskânın ardından bölgedeki ekonomik hayat da kökten değişti. Hayvancılığa dayalı göçebe düzen yerini sulu tarıma, meyveciliğe, zeytinciliğe ve yerleşik tahıl üretimine bıraktı. Değirmendere'deki su değirmenleri yöre ticaretine can suyu olurken, Belen Geçidi üzerinden Akdeniz limanlarına bağlanan yollar ürünlerin pazarlanmasını kolaylaştırdı. Kısacası, Delibekirli Köyü'nün hikâyesi; dağların eteklerinde suyun peşinden giden Türkmen obalarının, devletin iskân siyasetiyle toprağa mühür vuruşunun ve Doğu Akdeniz'in sert ama bereketli coğrafyasında yazılan köklü bir hayatta kalma mücadelesinin somut kanıtıdır.
Köyde yaşayan tarihi sülalelere bakacak olursak;
İnal Sülalesi: Halep Türkmenleri ana gövdesine ve Boz-Ulus Türkmenleri oymak kollarına dayanmaktadır.
Kar Sülalesi: Beydili (Beğdili) Aşireti bakiyelerindendir.
Yıldırım Sülalesi: Osmanlı Dönemi iskan kayıtlarında ve Ahmet Faik Türkmen'in Mufassal Hatay Tarihi kitabındaki verilerle paralel olarak, sınır boylarında iç emniyeti sağlamak üzere Amanoslar silsilesine yerleştirilen Türkmen oymak boylarına mensupturlar.
Kurtoğlu Sülalesi: Köyün Dere ve Tepe mahallelerinin şekillenmesinde rol oynayan yerli Türkmen konar-göçer unsurlarına (Ulaşlı veya benzeri Amanos yerli Türkmen oymak topluluklarına) bağlanmaktadır.
Boz Sülalesi: Boz-Ulus aşiret yapısının ismine dayanan etnik-kültürel oymak kökenine işaret eder.
Milli Mücadele döneminde Fransız işgal döneminde (Mundros sonrasında) Delibekirli, işgalcilerin haritalarında en çok çekindikleri "Amanos Direniş Hücrelerinden" biri haline geldi. Fransız ordusu, Amik Ovası'ndan gelen lojistiği dağdaki Türk çetelerine kestirmemek adına Delibekirli Çayı üzerine askeri mimariyle Taş Köprü inşa etti. Ancak yerel çeteler ve Delibekirli mücahitleri, Fransız mühendislerin yaptığı bu köprüleri ve geçitleri sabote ederek, Fransızların Belen ve Antakya karargahları arasındaki telsiz ve fiziki hatlarını bu vadide defalarca kesti. Köy, sarp coğrafyası sayesinde Fransız motorize birliklerinin asla giremediği, Milli Mücadele'nin Hatay’daki lojistik üslerinden ve güvenli sığınaklarından biri olmayı başardı.
Köyün hafızasında yer alan, tek bir çekirdekten türeyen ünlü "Kara Memmet Narı" hikayesi aslında sembolik bir tarihi göç gerçeğini gizler. Amanos dağ köylerindeki nar ve zeytin ağaçlarının çeşitliliği, 19. yüzyılda Osmanlı’nın bölgedeki konar-göçer aşiretleri zorunlu yerleşik hayata geçirme (İskan) politikasıyla doğrudan ilgilidir.
"Kara Memmet" gibi gezgin figürler, aslında Çukurova, Halep ve Suriye içleri arasında mekik dokuyan, yanlarında taşıdıkları tohum ve fidanlarla Delibekirli vadisini bir mikroklima tarım cennetine dönüştüren iskan Türkmenlerinin halk anlatısına dönüşmüş hafıza kartıdır.
Aytaç Bozkuyu
Tarih Bilimi ve Arşiv Uzmanı/Etnolog
Kaynakça
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Ahkâm Defterleri (Erzurum, Halep, Şam ve Bölge Ahkâm Kayıtları).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Mühimme Defterleri (12 ve 109 Numaralı Mühimme Defterleri İdari Hüküm Kayıtları).
Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Fırka-i İslahiye Tahrir ve İskân Belgeleri.
Telif-Tetkik Eserler ve Makaleler
Akgöbek, Ö. ve Kaya, M. (2011). Veri madenciliği ve bilgi keşfi süreçleri üzerine bir inceleme. Bilişim Teknolojileri Dergisi, 4(2), 237-245.
Babadağ, G. (2021). Büyük Veri ve Yapılandırılmamış Veri Analitiği. İstanbul: Akademik Yayınlar.
Esringü, M. (2022). 1 Numaralı Erzurum Ahkâm Defterinin (M.1742–1749) Metin Madenciliği Tekniğiyle Değerlendirilmesi (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Frawley, W. J., Piatetsky-Shapiro, G. ve Matheus, C. J. (1992). Knowledge discovery in databases: An overview. AI Magazine, 13(3), 57-70.
Gahi, Y., Guennoun, K. ve Mouftah, H. T. (2016). Big data analytics: Challenges and applications in structured and unstructured environments. Journal of Big Data, 3(1), 950-962.
Gümüşsu, M. ve Murat, A. (2019). Metin madenciliği yöntemleri ile arşiv belgelerinin sınıflandırılması. Bilgi ve Belge Araştırmaları, 11(2), 285-299.
Günay, N. (2013a). Osmanlı idari yapısında Ahkâm Defterlerinin yeri ve diplomatik özellikleri. Tarih İncelemeleri Dergisi, 28(1), 5-25.
Hearst, M. A. (2003). What is text mining? SIMS Review, UC Berkeley, 1-8.
Nisbet, R., Elder, J. ve Miner, G. (2009). Handbook of Statistical Analysis and Data Mining Applications. Academic Press.
Özdemirci, F. ve Torunlar, M. (2015). Kurumsal belge yönetimi ve arşivsel bağlam. Arşiv Çalışmaları Dergisi, 17(1), 75-92.
Tunç, E. (2022). Dîvân-ı Hümâyun'a yapılan şikâyetler ve Ahkâm Defterlerinin oluşumu. Osmanlı Tarihi Araştırmaları, 35(1), 1-18.
Yorumlar
Yorum Gönder